Sayfalar

7 Ocak 2016 Perşembe

Halamın Günceleri 3 :Kocamı Öldürdüler Ablam !! ; Fatme ve Gülümser Kazımovic

Vakıt Tito Üldi,
O Vakıt Parçelenmeye Başladi Yavaş Yavaş Ortalık.
Zaten Ne Vakıt Üldi Tito O Vakıt Sırplar Em Sülediler Büle
"Müslümanlar,Müslümanlar Kara Bulutlarınız Geleyi.Artık Sizi Koruyacak Bir Tito'nuz Yok"
Belliydi Gelsın Sıkleti Günlerimiz
Zaten Bir Çoğumuz Yugoslavya Zamani Dagildiler Çalışmaya Fabrikalara Hep Bosna,Kosova,Sırbistan,Karadağ..
Yugoslavya Dışında Bulgaristan'da Fatme Ablam Varidi, Arnavutluk'ta da Var Bir Kaç Akraba.
Bir Çoğu Zaten Makedonya'dan 1950-55 Arasi Yücelciler Olayından Sonra Güçtülar Anavatan'a.
Geri Dünenler Dündü...
Bilirsın Kan Aglaydık Ne Ka Vakıttı...

Halam gözleri dolarak anlatırdı o eski günleri.Kimsin ?, Nesin ?,Dinin Nedir ? diyen yokmuş o zamanlar.Kimse kimsenin tavuğuna kışt demez;kimse kimsenin karısına,kızına yan gözle bakmazmış.
Misal öyle aileler varmış ki ; Kocası Boşnak Müslüman,karısı Sırp Ortodoks veya kocası Hırvat Katolik,karısı Boşnak Müslüman.Veya Türk,veya Arnavut,veya Torbeş(Makedon Müslümanlar),veya Makedon veya falanca diye gidermiş...
"Ah Eski Günler" diye içini çekti önce halam,sonra başladı anlatmaya.
Daha doğduğunda Yugoslavya Sosyalist Cumhuriyeti 4 yaşındaymış.Manastır,şimdi ki Makedonca adıyla Bitola'da,sayılı Türk ailelerinden.
Fatme,Gülferi,Kerime,Gülümser,Hamden ve Hacize halam.Tam altı kızkardeş.Allah vermemiş büyük amcama erkek çocuk,o yüzden hepsi erkek gibi büyümüş. "Her şey çok güzelidi be kızan" der halam.Daha öncede anlattığım üzere rahmetli babaları ağa kızları olsalar bile okusunlar bizim gibi cahil kalmasınlar demiş.Çoğu farklı okullarda okumuş,halam önce Slovenya'da sonra Kosova/İpek'te okumuş.Çok uzun onun okul hikayesi onun için yazının ilk serisinden başlayın okumaya :)
Tito öldükten iki sene sonra eniştemle dünya evine girmiş ve çocukları olmuş boyunca.
Derken Yugoslavya'nın komşusu olan Bulgaristan'da patlak vermiş ilk olaylar Balkanlar'da.
Zaten halihazırda senelerce yapılan daha sonra vazgeçilen isim değiştirme politikaları 1974 yılında Bulgarca'nın bir lehçesini konuşan Müslümanlar yani Pomaklar'ın adları silah zoru ve çıkarılan tehdit kanunlarıyla tamamlanmıştı,Senelerce aynı problemi yaşayan Pomaklar sanki mezara girermişcesine senelerce öldürülüp diriltildi ( yani isimleri değiştirilip tekrar geri verildi) ve bu ölüm 1974 senesinde son bulmuştu.
Ve sıra Türkler'e gelmiş.

Malumunuz az çok bilirsiniz. O dönemlerde çocuk olanlar çok iyi bilirler; sarı saçlı mavi gözlü alışılmışın dışında kırık bir aksanla konuşan ilginç çocukları.
İşte önce o çocuklar asimile edilmeye başlandı."sizler Türk değil,faşist(kendileri halk cumhuriyeti ama yaptıkları faşizm değil zaten) Osmanlı tarafından Müslümanlaştırılıp dilleri unutturulan Bulgarlarsınız"denildi. Baktılar olmadı önce Türkçe konuşmayı yasakladılar.
Arkası kesilir mi ?
"Sizler aslında Türk olmayan Arap Osmanlılar'ın dinini benimsediniz"dediler Ezan ve ibadet yasaklandı.
Bir ateist olarak hala ki şiddetle kınarım; bir yerleşim bölgesinde ki halkın tarihi ve geçmişi araştırılırken mezar taşlarından yola çıkarlar.
İşte bunu bilen sözde sosyalist halk yönetimi olan faşizan devlet eski mezar taşlarını kazıttı,kırdırdı veya üstüne çimento döktü.
Hatta bununla yetinmediler; "ortak mezar,kardeşlik mezarı"dedikleri bir mezarlık oluşturuldu. Dinine,değerlerine,vecibelerine bakılmaksızın her ölen insan buraya gömüldü.
Bu bir hakarettir...
Bir çok tarihi eser yağmalandı,tahribe uğradı.Eski cumbalı Osmanlı evleri ve çeşmeleri tek tek yıkıldı.
Bugun ki Şumen(Türkçe adıyla : Şumnu) şehrinde ayakta kalabilen tek bir cami vardır;Tombul camii. Hani şu "ben sana adam olamazsın dedim" mevzuunun önünde geçtiği cami.O bari kurtuldu..
Sünnet yasak,Türkçe yasak. Sofya Radyosu'nda ki Türkçe yayınlar,Türkçe basılan dergiler,gazeteler.Evde bile yasak. Kurban bayramında kimin evinde daha çok et var diye dolapları didik didik etmeler. Artık o kadar paranoyaklaşmışlar ki; Bulgaristan'da yaşayan halam "abartısız süleyem kızan" diyerek anlatırdı. Adamlar baskın yaptıkları evlerde radyonun ibresinin en son hangi frekansta kaldığına(Türkçe mi Bulgarca mı yayın yapan bir frekansta kalmış acaba ?!) bile bakarlarmış.
En sonuncusunu biliyorsunuz.
"Namusum"dedikleri atadan kalan isimlerine el uzattılar.
Binlerce Türk'ün ismini değiştirdiler.
Veyase oldu Valentina. Yakup;Yakim,Zehra da Zlatka oldu...
Senin soyunun ismi Ibrahimov iken;sana dediler Stoyanev,senin öz kardeşin için ise Angelov dediler.Yani sana verdikleri soyismiyle bile sen bu dünyaya ağaç kovuğundan,yer yarığından çıktın dediler.
Yemin ederim her anlattıklarında kanım çekilir.
İsminden vazgeçmeyenler,Türkçe konuşanlar,uzun lafın kısası "Türkçe Islık Çalanların"  mekanı oldu Belene Adası Çalışma Kampı(!)
Her şey bir yana olanların en acısını paylaşacağım sizlerle..
Ama zamanı gelince demiştim..(Gelecek yazımı ona adayacağım)

Bilmeysın.
O gece Allaaann (h)ikmeti,biliriz ya olanlari. Her gün akın akın ya Avusturalya ya da buraya yani Yugoslavya'ya gelilardi..Güzimizz kulagımiz ep yollardaydi...Ama ulaşamaysık. Her gün her gün te buni arayiz ama ulaşamaysık. Malum; Bulgaristan'da memleket dışi telefon,posta,telgraf YASAK!
Tegana(birden) içim geçmiş burda,rüyamda Fatme ablami gürdüm. Ama ne aglay ne aglay "ablaaamm,ablasının gülü kocami üldürdülarr"taa ki uyandıgım gibi telefoni aldım elime derken hat düşti mi ?! Fatme açti telefoni.
Em aynen süledi;
"Kocami Üldürdülar Ablasi ;Gel Kurtar Beni"...
Sonra hattan düşti...
Kuran'ı Kerim için idi yeminim olsun.
Sınırı geçip Fatme'yi kurtaracaktım...

Bir an durdu.
Gözlerinde ki yaşı sildi,sonra Fatme halamın gözünde ki yaşları sildi.
Elinde ki sigaradan derin bir nefes aldı.
Karşımızda duran Pelister dağına uzun uzun baktı. Sanki bir beklediği vardı Gülümser halamın; olayları birlikte anlatmak istediği bir beklediği...
Biz heyecanla beklerken o sadece sustu.
Sonra bana dönüp ; "Bilirım heyecanli bekleysın kızan,anlattıracim olanlari" dedi ve sabahın seherinde ağlamaktan şişen gözlerimizle uyumaya gittiğimizi hatırlamak bir yana,sanki daha dün gibiydi...

Biliyorum,çok uzun zamandır yazamıyorum sevgili okurlarım; bir GSM firmasında uzman müşteri temsilciliği yapıyorum çağrı merkezinde.Vakit kalmıyor inanın. Özel Müşteri Temsilcisi o kadar kolay yetişmiyor ki :)
Aldığım yıllık izinde Kosova'ya giderken yazıyı tamamlamak istedim.
Yazımın devamı hazır :) Merak etmeyin :) ama biraz geçmeli :)
Sevgiyle kucaklıyorum hepinizi :)
Hürmetler :)

                                                                             ...Ljubav

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bakın abidik gubidik yorumlar istemiyorum...sonra Ljubav abi niye yayınlamadın yav gözünü sevdiğim diyenlerin gözünü morartır..mor mor kasnağa gerer patiska gibi işlerim oğa göre haa..