Sayfalar

30 Nisan 2013 Salı

Halamın Günceleri 2 :Mori (H)alacım Siz Nasıl Evlenmişinız ?

Ayyy Nerden Getırmişın Aklımaa,
Üldürdün Beni Gece Gece Gülmektan Kızancımm..
Benda Bilmeyidım ki,Kaptırıverdim Günlümü İşte Rahmetliye..
Nasıl Oldi Ben da Anlamadım,Nasıl Evlenmişım,Nasıl Kızanım Kızçem Olmiş,
Bir Bakmişım Ünce Samire'm,Sonra Sami'm,Ardına Hasine,Bir Kaç Vakıt Sonra İkbal Ve En Son idi Tekne Kazıntısi Gülfiye'm  Oluvermış..
O Senın Enişten Yok Miii ? Az da Değilidi Zirzop(Çapkın)
Ah Mori Kızancım,İçim Yare Olmiş Kabuk Tutmiş...
Bilisın mi ? Kalbim Bugün Atayse Eger..
Hep Onun İçin Atayi Hala..

Ertesi gece,hava daha da çok sıcaktı,artık insanlar bir an önce şu meşhur Balkan soğukları gelse diye diler olmuştu.İkbal'de uyuyamamış,Sami'de..
İkbal,hepimize birer kahve yapmış,birer de elmalı nargile yakmıştı.Konak'ın en üst katındaki terasta,sedire oturup halamın etrafına toplaştık.Evelki gece söz verdiği üzere rahmetli eniştem Halil'le nasıl tanıştıklarını ve neler yaşadıklarını anlattı tek tek...

     Halam Gülümser,ara tatillerlerde Slovenya'dan evine dönermiş.Köy Manatır'a yani Bitola'ya  bağlı karma bir köy;Türk,Arnavut,Makedon,Vlah(Roman),Biraz Torbeş(Müslüman Makedonlar),Biraz da Boşnak varmış köyde.Köy eski Türk köyü.Osmanlı'dan bu yana her şekilde yapısını koruyabilmiş.Komşuluk ilişkileri o kadar ileri seviyedeymiş,kız alıp vermeler dahi olmuş(fakat bizim Türkler,Müslüman olanlardan kız alıp verirken,diğer Müslüman ırklar yani Arnavut ve Boşnaklar,gerek Sırplarla[ki buna Bosna savaşı zamanndaki yazı dizisinde değineceğim]gerek diğer Hrıstiyanlarla kız alıp vermeleri olmuş).
    Ederlez'de(Hıdırellez),Sultan Navrız'da(Nevruz) köydeki şenliklerde,düğünlerde hep eniştemle karşı karşıya gelirmiş.Adet üzere Hıdırellez'de veya Nevruz gecesinde köyün bütün kızları bir evde toplanır(genellikle bizim evde),aralarından iki kız seçilir,kızlar yolda kimseyle konuşmadan giderek,sürekli akan bir yerden misal;dereden,çaydan iki kulplu bir küpe su doldurur,41 kız 41 Yasin okurmuş suya,ardından dilek dileyip yüzüklerini bu suya atıp, küpün ağzını kırmızı tülbentle bağlayıp,gül ağacının dibine koyarlarmış,sabahta mani söyleyerek açarlarmış.İşte böyle bir hıdırellez gecesinde halamla arkadaşı Fatime köy yakınınında ki dereden su doldururken eniştem Halil dikilivermiş başlarına.Halamın tabiriyle "Ödcegizi Patlamiş".Halamın önüne beyaz tülbenti atıvermiş,hoşlandığını belirtmiş kısacası bizim enişte.Ertesi gün olaylar öğrenilmeden küp açılmış,maniler söylenmiş.Fakat oda nesi ? Halamın attığı yüzük kayıp..Köy tabiriyle "Hızır çalmiş yüzügini"demişler halacağızıma.E kayboldu ya yüzük,herkes merak eder olmuş Gülümser ne diledi de yüzüğü kayboldu diye..Acaba ne dilemişti de halam yüzüğü kaybolmuştu...


"Ben mi ne dilemiştim..Enışteni dilemiştım,aklımda o varidi,daha suyi doldurmişidım,onu gürdüm,üdceğizim patladi..Fatime sıkı agızlidır,em üle sülemez kimselere ne olmiş ne bitmiş..Allah dilegımi kabul etmiş...Bilisın mi ? Sanki şu kapi açılacak,em girecek enışten içeri,hala var kokusu yastıgında,kaybolmasın diye sandıkta saklayim...Eger kalbim hala atayse benim,onun için atayi..Bilmeysın kızanım,sevdalık nedır,ne degildır,sevdalık üle bir şey ki adami degil daglara çöllere,dünyayi dolaştırır.."

İlk buluşması daha gün gibi aklında halacığımın.
Halamın can dostu Fatime koşa koşa gelmiş halamın yanına,halam der sıcak bir yaz günüydü,halam merakta kalmış tabi,Fatime niçın kalmış büle nefes nefese :D
"Kız mori Gülümser,(H)alil demiş isteyem Gülümser gelsında,bir iki deyecegım var,yatsı saatinden sonra Gazi Baba türbesinde bekleyecim" diye haber getirmiş halama.Sevincinden elindeki su testilerini fırlatmış,ağıla girdiği gibi kapmış kuzusunu,ona anlatmış.

"e ne yapacim kızan,en yakın arkadaşım Fatime'ydi.E ben kimlen paylaşacim sevinmişım üzülmişım,te kardaşlarıma anlatamazdım,bilirdım anam babam ügrenecek, benda alırdım kuzumi onunlen konişirdım.Kuzumin adı Alişe'ydi,raametli Alişe tetemin(teyzemin) adıydi,pek severdi beni,em Alişe tetem üldi,bu kuzicık dogdi.Biz raametli babamlen ağıldayken bu kuzi elimıze dogdi,tam sıra anamın seslerinı duymişız,yetişinnnn Alişe'm gitti deye...Hastaymiş Alişe tetem,bilmeydık"

Gün geçer mi hiç,halamı sarmış bir heyecan bir heyecan,vakit geçsin diye bütün konağı temizlemiş,kışlıkları havalandırmış,halıları ipe asmış,börek açmış,baklava yapmış.Ev ahalide şaşırmış tabi haline,o beyaz teni birden al basmış yanaklarını.Anasıda aptal değil ya,aynı yollardan geçmiş,anlamış anlamış ama....
Vakit gelmiş çatmış,halam süslenmiş püslenmiş,bi hafif ruj sürmüş,iki yanağınada azcık allık niyetine çalıvermiş,birde açmış o uzun saçlarını dizlerine kadar

"te bak ne giymişidım,altımda pembe bir şalvar varidi,onun üstündede altın rengi bir etek,etegin bir ucuni belime toplamıştim,üzerimde siyah bir bluz varidi,başımdada beyaz şami(başörtüsü).Neyse varmişım Gazi Baba türbesine,bir fatiha okumişım baktım daha Halil gelmemış derken birden çıtırtılar geldi,ben sanayim ki Halil geldi,ne korkacim türbeden,keşke Gazi Baba kalkıp gelseydı,Allah'ın mübarek bir kulumiş,kulumiş ama gelende ne Halil ne de Gazi Babaymiş..."

Gelen anasıymış tabi ki,gece kolundan tuttuğu gibi sessiz sessiz eve götürmüş,ordan ahıra kilitlemiş halamı...

"Ah mezarında güller bitesi anacigım,aldi getırdi beni eve,kitledi ağıla,dedi üldürürüm seni kız,üldürürüm,küvde düşman çok varidi karida hakli sonuçta.Tam üç gün ağılda kalmişım,Gülümser nerde deyen babamada demiş hasta odasında yatayi,tabi o zaman çok ayıpidi baba girsın genç kızın odasına..Her şeyi anlattırdınız,cımbız gibisinız mübaregın,ayde yeter bu gece bu ka,çok yorulmişım,uykumda gelmişi,bana müsade,ayırli geceler olsun..."

Çok kısaydı anlattıkları ama bir ömür boyuydu sanki olanlar.Gecelik misafir olan uyku çoktann ziyaretine gelmişte,kapıyı çalar gibi esnetmeye başlamıştı herkesi.
Gözümde canlanan geçmiş,halamın anlattıklarıyla başa sarmaya başlamıştı çoktan..Kendimi o kadar çok kaptırmıştım ki geçmişe,karşımda duran dağların arasından sızan güneş ışıklarını hissettiğimde daha yeni dalmıştım o baldan tatlı uykuma..
                                                                 Ljubav...

28 Nisan 2013 Pazar

Halamın Günceleri 1 : Küçük Bir Dev Kadın Gülümser Kazımoviç(Kadıjevska)

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh8j1fHv-0HXkrReSga9pC_Vgrr9-1dZY8VEhJBnz1pLCYgytnkxAnUJ9jTybH5ap-RVvJJ3hzpKKmmp8ROIJjMxkTMWLytcBCCFzQALKSf1Xf4omb8QpA_Tb9-qRntam-9LpVhlmxScnCE/s1600/yugoslavya-bayrak-dagilma.jpg
More Bir Bilsan Nasıl Günleridi Geçirmişım
Aklımi Yemedım Ya,Şükürler Olsun Rabbime,
Ben Bugünlere Geldıysam Allah'ımin Yardımiylan Gelmişım,
Sen Yat Kalk Halina Şükret,Daha Sen Gürmedın Buralarda Küti Şeyler..
Unutma Kızancım,Sen Hep Suçlisın..
Çünki Buralarda Türk Olmak,Hele Bir de Müslüman Olmak...
SUÇTUR MORE... SUÇTUR... 

Geçirdiğim nöbetten sonra uyumak üzereydim,halam yavaşça geldi odaya "more kızancım,uyudun mi ?" dedi,olanca uykumda kaçtı...
O zamana kadar hiç sormamıştım,kimdir neyin nesidir ? Halamla geceleri oturur kahve yapar,sabah ezanına kadar oturur konuştuk..Bana başından geçenleri,Binbir Gece Masalları gibi uzun uzun anlattı..Anlattı ki bilinmeyenler gün yüzüne çıksın diye...Benide buna elçi kıldı..Bana ise elçilik görevlerini yerine getirmek düşer..

"Bu yazı dizisinde,sizlere halamın karışık dönemlerde,yaşadığı üzüntüleri,o savaşları,savaşa rağmen yaptıkları düğünü ve yaşadıkları sevinçleri,Bosna'da düşen bombalar arasında gece gece söylediği türküleri,Bulgaristan'dan kız kardeşini kaçırışını paylaşıcam..."

1943'te kurulan Yugoslavya toprakları arasındaydı memleketim Makedonya.
Adı Sosyalitiçka Republika Makedonija Yani Makedonya Sosyalist Cumhuriyeti..
Halam Gülümser doğduğunda cumhuriyet daha on yaşındaymış. Annesi Gülümser olsun demiş adına..Daha sonra sandıktan çıkarıp her baktığında acıları tazelenecek olan Yugoslavya kimliğinde yazan koca puntolarla "Gjuljumser Kjazımovic"(soyismi 1991'de Makedonya bağımsızlığından sonra Kjazmovska,evlendikten sonra Kadijevska olmuştur) çoktann hayat gailesi içinde yerini almıştı ..Ailesi Bitola yani Manastır'ın(Atatürk'ün İdadiyi okuduğu bugün müze olarak kullanılan Manastır Askeri İdadisi'nin bulunduğu ve yine Bitola adını taşıyan Makedonya'ya bağlı şehir) sayılı ve zengin Türk ailelerinden..Gülümser Halam,rahmetli dedemin,dedesinin babasının amca kızları olur..Hürmeten hala deriz bizde.
Önce Albansku Shkola yani Arnavut Okulu'na yazılmış halam,bakmış böyle olmayacak rahmetli babası onu bir Sırp okuluna yazdırmış..Güzel Yugoslavca konuşabilsin diye,tabi ki Türkçe'yi unutmadan buna mütevellit orta okulu Türkçe okumuş.1972 Yılında Yugoslavya/Slovenya Ljubljana Üniversite'sinde "Tiyatro-Radyo Bölümü"nü okumuş,ardından mezun olduğu 1976 tarihinde Yugoslavya/Kosova Priştine Üniversitesi'ne bağlı İpek Kampüsünde ekonomi okumuş..En sonunda hayali olan Sosyalist Üsküp Türk-Arnavut Tiyatrosu'na adım atmış..Başta Türkçe ve Arnavutça olmak üzere Sırpça,Makedonca oyunlar sergilemişler..Müşerref teyzemle beraber senelerini geçirmişler,turneden turne koşmuşlar Türkiye'ye bile gelmişler...
Yugoslavya döneminde bir çok akrabamız kimileri 1950-55 döneminde Türkiye'ye göçmüş bizlerin 1913'te göçtüğümüz gibi,kimileri Bosna'ya,Kosova'ya,Karadağ'a,Sırbistan'a gitmiş çalışmak için..Halalarım;Bulgaristan/İslimiye(Sliven)'ye,Biri Kosova/Priştine'ye gelin gitmiş,diğeri Bosna'ya yerleşmiş kocasıyla.Diğerleri de Makedonya içinde farklı illere evlenip yerleşmişler..Bir tek Gülümser Halam bırakmamış baba ocağını,babasının evine ve soyuna sahip çıkmış..Ljubljana Üniversitesi'nden mezun olunca köyün Arnavutları'ndan Halil Arif enişteme kaptırıvermiş gönlünü..1980 yılında Yugoslavija kurucusu Josip Broz Tito ölmüş,1982 yılında ise halam eniştemle dünya evine girmiş..Beş çocuğu olmuş.
"Bana bak ben çok yorulmişım artık,uykumda geldi..lazım artık yatalım halacım..Ben sana yine yarın anlattırırım eniştenle nasıl anlaşmişım,nasıl evlenmişım,eniştenle vakti zamanında aramiza giren o geçen gün kafasıni yardigım Ruhiye'yle neler oldi,neler bitii..Ayde Allah raatlık versın,Rabbime emanetsın..."

Yaşadığı acıların rehavetiyle yaşlanan meşhur kırk odalı konağın yaşlı kapısı gıcırdadı,ve en son gördüğüm bir ışıktı kapanan kapıların arasından sızan...
                                                                       Ljubav...